Teen Life

teenlife
Paylaş
 

İngilizcede şahsi düşünce ve fikirlerimizi belirtirken kullanabileceğimiz ifadeler şunlardır:

I think = bence, bana kalırsa, sanırım
I agree with you = seninle aynı fikirdeyim.
I agree = kabul ediyorum, fikrine katılıyorum
In my opinion = benim fikrime göre, bence, bana göre
I guess … = sanırım, sanırsam, sanıyorum ki
I guess so = sanırım öyle, galiba
It seems to me (that) = bana öyle geliyor ki
I believe so = sanırım öyle
I believe that … = inanıyorum ki…
In my view = fikrimce, benim açımdan
If you ask me, … = Bana kalırsa, bana sorarsanız…

Biriyle aynı veya zıt fikirde olduğumuzu belirtirken kullanabileceğimiz bazı İngilizce ifadeler şunlardır:

Of course. (Elbette.)
You’re absolutely right. (Sen kesinlikle haklısın.)
Yes, I agree. (Evet, aynı fikirdeyim.)
I think so too. (Ben de öyle düşünüyorum.)
Exactly. (Aynen, tamı tamına)
I don’t think so either. (Ben de öyle düşünmüyorum.)
So do I. (Ben de) – olumlu anlamda kullanılır.
Neither do I. (Ben de) – olumsuz anlamda kullanılır.
That’s true. (Bu doğru.)
i don’t think that’s true. (Bunun doğru olduğunu sanmıyorum.)
I agree with you entirely. (Seninle tamamen aynı fikirdeyim.)
I don’t agree with you. (Seninle aynı fikirde değilim.)
That’s not entirely true. (Bu tam olarak doğru değil.)

Birine bir konu hakkında fikrini sorarken kullanabileceğiniz soru kalıpları genel olarak şunlardır:

What do you think about …..? = ….hakkında ne düşünüyorsun?
What’s your opinion on … ? = ….konusunda fikrin ne?
Please tell me your opinion on … = Lütfen bana …. konusunda fikrini söyle.
Do you think ….? = Sence ………?
Would you agree that …..? = ……….konusunda hemfikir misin?

A: What do you think about the movie? (Film hakkında ne düşünüyorsun?)
B: It’s terrific. I have a great time. (Müthiş. Çok güzel zaman geçiriyorum.)

A: Do you think that she has an impressive voice? (Sence onun sesi etkileyici mi?)
B: I think it’s awesome. (Bence müthiş!)

Bazen bir şey hakkında fikir sorarken konuşmanın akışına göre “what about…” kalıbı da kullanılabilir.

A: What do you think about the show?
B: It’s impressive.
A: What about the singer?
B: I think she is very energetic.

EXPRESSING PREFERENCES

İngilizcede tercihlerimizi ifade ederken, genellikle PREFER (tercih etmek) fiili kullanılır. Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz.

I prefer English to German. (Ben İngilizceyi Almancaya tercih ederim.)
I prefer going for a walk to going online. (Yürüyüşe çıkmayı, İnternete girmeye tercih ederim.)
She prefers watching TV to reading newspaper. (O, televizyon izlemeyi, gazete okumaya tercih eder.)

Yine tercihler ifade edilirken özel veya belirli durumlarda would prefer (‘d prefer) yapısı da kullanılabilir. Örnekleri inceleyiniz:

I‘d prefer to go to the cinema on Monday rather than on Wednesday. (Sinemaya Çarşamba gitmektense Pazartesi gitmeyi tercih ederim.)
I would prefer to do homework now rather than in the evening.(Ödevi akşam yapmaktansa şimdi yapmayı tercih ederim.)

EXPRESSING DAILY ROUTINES

İngilizcede günlük rutinler ifade edilirken Simple Present Tense (Geniş Zaman) ifade edilir. Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz:

I get up at seven o’clock. (Sabah yedide kalkarım.)
I do homework after school. (Okuldan sonra ödev yaparım.)
I have dinner at six p.m. (Akşam altıda akşam yemeği yerim.)

Bir eylemi ne kadar sıklıkta yaptığımızı ifade etmek için sıklık zarfları kullanabiliriz.

I always have breakfast in the mornings. (Sabahları her zaman kahvaltı yaparım.)
I rarely go online. (Nadiren İnternete girerim.)
I brush my teeth twice a day. (Dişlerimi günde iki defa fırçalarım.)

Always, usually, generally, often, sometimes, rarely, hardly ever ve never gibi sıklık zarfları genel olarak cümlede özne ile yüklem arasında yer alır.

He usually watch thrillers. (O genellikle gerilim filmleri izler.)

Once a day (günde bir kez), Twice a day (Günde iki kez), Three times a week (Haftada üç kere), every day (her gün) gibi zarflar ise cümlenin en sonunda kullanılır.

He goes to the movies twice a week. (O haftada iki kez sinemaya gider.)
I take a shower every day. (Ben her gün duş alırım.)

Bir eylemin veya günlük rutinin ne sıklıkta yapıldığını sormak için HOW OFTEN sorusu kullanılır.

A: How often do you go shopping? (Ne sıklıkta alışverişe gidersin?)
B: I go shopping once a week. (Haftada bir alışverişe giderim.)

EXPRESSING LIKES AND DISLIKES

Sevdiğimiz ve sevmediğimiz şeyleri ifade ederken kullanabileceğimiz ifadeler genel olarak şunlardır.

Sevdiğimiz şeyleri ifade ederken:

I like ……….. = …….severim.
I love……….. = …….çok severim.
I enjoy……… = …….hoşlanırım.
I’m crazy about….. = ……tutkusuyum, …delisiyim.
I’m mad about…….. = ……hastasıyım.
I’m keen on………… = …….düşkünüyüm, …..meraklısıyım.

Örnek cümleleler:

I like listening to music. (Müzik dinlemeyi severim.)
I’m keen on pop music. (Pop müzik düşkünüyüm.)

Sevmediğimiz şeyleri ifade ederken:

I dislike……. = …….sevmem.
I don’t like…= …….sevmem.
I hate………. = ……..nefret ederim.
I can’t stand….. = …..-e tahammül edemem.
I can’t bear…… = …..-e tahammül edemem, …-e dayanamam.
I detest……. = …..-den tiksinirim.
I loathe…… = …..-den tiksinirim, iğrenirim.

Örnek cümleler:

I hate horror films. (Korku filmlerinden nefret ederim.)
I don’t like coffee. (Kahve sevmem.)

8. SINIF 2. ÜNİTE KELİMELER

Lesson 1

hiking: yürüyüş yapma, arazide yürüyüş
bossaball: plaj futbolu ve voleybolunun ortak özelliklerine benzeyen kurallarla şişme bir trambolin üzerinde zıplanarak oynanan bir spor türü
zorbing: büyük bir balon topun içinde özel hazırlanmış hafif eğimli bir arazide yuvarlanmak suretiyle yapılan spor
mountain biking: dağ bisikleti sporu, dağda bisiklet sürme
snowshoeing: kar raketi yürüyüşü
snow tubing: kar tüpü üzerinde kayma
exciting: heyecan verici
interesting: ilginç, ilgi çekici
unusual: olağandışı, alışılmadık
trendy: son moda, modaya uygun
ridiculous: gülünç
boring: sıkıcı

Lesson 2:

bike/bicycle: bisiklet
mudguard: çamurluk
seat: koltuk, bisiklet selesi
handlebar: yönelteç, bisiklet gidonu
brake: fren
gear: vites
pedal: pedal, ayaklık
frame: bisiklet kasası, üst veya alt boru
chain: zincir
tire: lastik
brake lever: fren kolu, el freni

hang out with friends: arkadaşlarla vakit geçirmek, arkadaşlarla takılmak
fix: tamir etmek
cycle: bisiklet sürmek

Lesson 3

take the bus: otobüse binmek, otobüsle gitmek
drive to work: işe arabayla gitmek

early: erken
late: geç
every day: her gün
at noon: öğleyin
at night: geceleyin
at midnight: gece yarısı
in the morning: sabahleyin
in the afternoon: öğleden sonra
in the evening: akşamleyin
on weekends: hafta sonları
on weekdays: hafta içi günler

always: daima, her zaman
usually/generally: çoğunlukla, genellikle
often: sık sık, sıklıkla
sometimes: bazen
rarely: nadiren
hardly ever: neredeyse hiç
never: asla

work: çalışmak
walk: yürümek
study: ders çalışmak
ride: binmek, sürmek

Lesson 4

daily routine: günlük rutinler
get up: kalkmak
wake up: uyanmak
have a shower: duş almak
brush teeth: diş fırçalamak
have breakfast: kahvaltı yapmak
go to work: işe gitmek
do homework: ödev yapmak
leave school: okuldan ayrılmak
get home: eve varmak
rest: dinlenmek
have dinner: akşam yemeği yemek
listen to music: müzik dinlemek
watch TV: televizyon izlemek
go to bed: yatmak, yatmaya gitmek
sleep: uyumak

Lesson 5

types of music: müzik türleri
trendy: modaya uygun, son moda
energetic: enerjik
fun: eğlenceli
loud: yüksek sesli, gürültülü
boring: sıkıcı
unbearable: çekilmez, dayanılmaz

what kind of music…?
: ne tür müzik…?

awesome: müthiş, harika
terrific: müthiş, çok güzel
impressive: etkileyici

think about: hakkında düşünmek
show: gösteri
singer: şarkıcı

prefer: tercih etmek
go shopping: alışverişe gitmek
go to the beach: plaja gitmek
read the news: haberleri okumak
watch the news: haberleri izlemek
be alone: yalnız olmak

Lesson 6

How often do you ….? = Ne sıklıkta ….yaparsınız?
every day: her gün
twice a day: günde iki defa
once a week: haftada bir kez
three times a week: haftada üç kere
once a month: ayda bir kez
leave your room untidy: odayı dağınık bırakmak
forget: unutmak
habit: alışkanlık
change: değişmek
lifestyle: yaşam tarzı

Bu yazı 28485 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

SPONSORLU BAĞLANTILAR