Friendship

friendshipteog
Paylaş
 

8. Sınıf 1. Ünite (Friendship) Konu Anlatımı – TEOG İngilizce Sınavına Hazırlık

Değerli öğrenciler, bu sayfada 8. sınıf 1. Ünite (Friendship) ile ilgili konu anlatımı yer almaktadır. Öncelikle 8. sınıf 1. ünitenin temasının “friendship” (arkadaşlık) olduğunu hatırlayalım. Bu ünite kapsamında aşağıdaki kazanımları edinmeniz gerekir:

  1. Making offers (Teklif veya öneride bulunmak)
  2. Accepting offers (Teklif veya önerileri kabul etmek)
  3. Refusing offers (Teklif veya önerileri reddetmek)
  4. Making excuses/Giving explanations or reasons (Mazeret bildirme veya açıklamada bulunma)
  5. Telling the time, days, dates etc (Zamanı, günleri ve tarihi bildirme gibi…)

Şimdi bu kazanımların her biriyle ilgili TEOG İngilizce sınavında karşılaşabileceğiniz belli başlı yapıları inceleyelim.

1. MAKING OFFERS

İngilizcede bir öneride bulunurken kullanabileceğimiz ifadeler:

What about…?
How about…?
Would you like to…?
Do you want to…?
Why don’t you…?
Shall we…?
Let’s… .

Şimdi bu ifadelerin her birini sırayla inceleyelim:

  • WHAT ABOUT…?

What about….? ifadesi “…. -e ne dersin?” anlamını verir. “What about…” ifadesinden sonra fiillere -ing takısı getirilir; isimlere herhangi bir ek getirilmez. Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz.

What about going to the cinema? (Sinemaya gitmeye ne dersin?)
What about playing chess? (Satranç oynamaya ne dersin?)
What about some coffee? (Biraz kahveye ne dersin?)
What about a slumber party? (Pijama partisine ne dersin?)

  • HOW ABOUT…?

How about….? ifadesi “…. -e ne dersin?” anlamını verir. “How about…” ifadesinden sonra fiillere -ing takısı getirilir; isimlere herhangi bir ek getirilmez. Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz.

How about watching a thriller movie? (Gerilim filmi izlemeye ne dersin?)
How about a tea party? (Çay partisine ne dersin?)

  • WOULD YOU LIKE TO…? / WOULD YOU LIKE…?

Would you like…? sorusu “…ister misin?” anlamını verir. “Would you like…” ifadesinden sonra fiil kullanılacaksa, fiilin önüne “to” getirilir. Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz.

Would you like to come over for dinner? (Akşam yemeğine gelmek ister nisin?)
Would you like some fruit juice? (Biraz meyve suyu ister misin?)

  • DO YOU WANT TO …? / DO YOU WANT …?

“Do you want…?” sorusu “…-mek ister misin?” anlamını verir. “Do you want…” ifadesinden sonra fiil kullanılacaksa, fiilin önüne “to” getirilir. Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz.

Do you want to drink some tea? (Biraz çay içmek ister misin?)
Do you want some coffee? (Biraz kahve ister misin?)

  • WHY DON’T YOU…?

Öneride bulunurken kullanabileceğimiz ifadelerden biridir. “Neden …. yapmıyorsun?” anlamını verir. “Why don’t you…?” kalıbıyla fiil yalın halde kullanılır. Örnekleri inceleyiniz.

Why don’t you come over for dinner? (Akşam yemeğine neden uğramıyorsun?)
Why don’t you come with us? (Bizimle gelmeye ne dersin?)

  • SHALL WE…?

Shall we go for a walk? (Yürüyüşe çıkalım mı?)
Shall we study together? (Birlikte ders çalışalım mı?)

  • LET’S… .

Let’s go to the concert. (Haydi konsere gidelim.)
Let’s go to a restaurant tonight. (Haydi bu gece bir restorana gidelim.)

2. ACCEPTING OFFERS

İngilizcede bize yapılan öneri veya tekliflere olumlu cevap verirken kullanabileceğimiz ifadeler şunlardır:

Yes, please. (Evet lütfen.)
Yes, I would. (Evet isterim.)
Sure. Thanks. (Tabi. Teşekkürler.)
I’d love to. (Çok isterim.)
I’d love some. (Biraz isterim.)
That would be nice. (Güzel olur.)
That would be great. (Çok iyi olur.)
Thank you. I’d like … (Teşekkürler. … isterim.)
That is a good idea. (İyi fikir.)
That’s a great idea. (Çok iyi fikir.)
It sounds good. (Kulağa hoş geliyor.)
Why not? (Neden olmasın?)
Ok. Let’s… (Tamam, haydi …)
All right. (Tamam)
Ok. I’ll be there. (Tamam. Orada olacağım.)
Okay. Thank you. (Tamam. Teşekkür ederim.)
Okay. Sounds good. (Tamam. İyi fikir.)
Sure, I’d love to. (Kesinlikle. Çok isterim.)
Yeah. Good idea. (Evet. İyi fikir.)
All right. Thanks. (Pekala. Teşekkürler.)
Great. What time? (Çok iyi. Ne zaman?)
Sounds like fun. (Eğlenceli görünüyor.)
That sounds fun. (Kulağa eğlenceli geliyor.)
That sounds like a good idea. (Kulağa iyi bir fikir gibi geliyor.)
All right. When and where? (Tamam. Ne zaman ve nerede?)
That’s very kind of you.
Oh, yes please, that would be lovely.
Oh, great! Yes please, I’d love one.
Thank you, that would be great.
Yes, that would be nice.
That would be nice. Thanks for offering.
That’s very kind of you.
That sounds like a good idea!
That would be nice. Thank you.

Aşağıdaki örneği inceleyiniz.

Rick: What about going bowling? (Bovling oynamaya gidelim mi? Ne dersin?)
Carl: That sounds fun. Let’s go! (Kulağa eğlenceli geliyor. Haydi gidelim.)

3. REFUSING OFFERS

İngilizcede bize yapılan öneri veya teklifleri reddederken kullanabileceğimiz bazı ifadeler şunlardır.

No, thank you. (Hayır, teşekkürler.)
I’m sorry, but I can’t. (Üzgünüm ama yapamam/gelemem.)
I’m afraid, I can’t. (Üzgünüm, yapamam/gelemem.)
I’d like to, but I can’t. (İsterim ama yapamam/gelemem.)
I’d love to, but I can’t. (İsterdim ama yapamam/gelemem.)
I’d better not. Thanks anyway. (Yapmasam iyi olur. Yine de teşekkürler.)
No, but thanks for offering. (Hayır, ama öneriniz için teşekkürler.)
How about some other time? (Başka zamana ne dersin?)
Maybe later. (Belki sonra.)
I don’t think I can. (Yapabileceğimi sanmam.)
Sorry. I’m busy this weekend. (Üzgünüm. Bu haftasonu meşgulum.)
I’m really full. Thanks anyway. (Gerçekten tokum. Yine de teşekkürler.)
No, I’d rather not. (Hayır, yapmamayı tercih ederim.)
I’m sorry, but I can’t. (Üzgünüm ana yapamam.)
No, but thanks for inviting me. (Hayır, ama davet ettiğin için teşekkürler.)
Thank you, but I’m on a diet. (Teşekkür ederim ama diyetteyim.)
Unfortunately, I can’t. (Üzgünüm yapamam.)

Aşağıdaki diyalog örneğini inceleyiniz.

Erick: We are going to the cinema? Do you want to come with us?
James: I’m afraid I can’t. I’m going to visit my brother.

4. MAKING APOLOGIES AND EXCUSES (GIVING EXPLANATIONS/REASONS)

İngilizcede bize yapılan bir teklif veya öneriyi reddederken bir bahane, mazeret, açıklama veya özür öne sürmemiz gerekebilir. Aşağıdaki örnekleri inceleyiniz.

I’m too busy. (Çok meşgulüm. / Çok işim var.)
I’m too tired. (Çok yorgunum.)
I’m full. (Tokum.)
I’m not hungry. (Aç değilim.)
I’m on a diet. (Diyet yapıyorum.)
I don’t feel good.
I’m not feeling well. (İyi hissetmiyorum.)
I’m not sure if it’s a good idea. (İyi bir fikir olup olmadığına emin değilim.)
It’s not the right time. (Şimdi zamanı değil./Şimdi sırası değil)
I’m going to visit …. . (….’yı ziyaret edeceğim.)
I’m going to study. (Ders çalışacağım.)
I’m busy that night. (O gece müsait değilim.)
I have to study then. (Çalışmak zorundayım.)
We are going to have guests on …. . (… günü misafirlerimiz gelecek.)

Aşağıdaki diyalog örneğini inceleyiniz.

Tom: Would you like some cookies? (Biraz kurabiye ister misin?)
Jane: Thank you, but I’m on a diet. (Teşekkür ederim ama diyet yapıyorum.)

5. TELLING THE TIME, DAYS AND DATES

İngilizcede zamanı (saati, günleri ve tarihleri) ifade edebilme…

  • İngilizcede bir eylemin saat kaçta başladığını sormak için WHAT TIME soru ifadesi kullanılır:

What time does it start? (Saat kaçta başlıyor?)
It starts at four p.m. (Saat dörtte başlıyor.)

  • What time is it? veya What’s the time? soruları ile saatin kaç olduğu sorulabilir. Saatin kaç olduğuna cevap verilirken It’s … ifadesi kullanılır. Saat konusunu kısaca tekrar edelim:

* Tam saatlerde: It’s four o’clock. (Saat dört.)
* Yarım saatlerde: It’s half past four. (Saat dört buçuk.)
* “Çeyrek geçiyor” ifadesinde: It’s quarter past four. (Dördü çeyrek geçiyor.)
* “Çeyrek var” ifadesinde: It’s quarter to four. (Dörde çeyrek var.)
* “… dakika geçiyor” ifadesinde: It’s twenty past four. (Dördü yirmi geçiyor.)
* “… dakika var” ifadesinde: It’s twenty to four. (Dörde yirmi var.)

  • İngilizcede bir eylemin saat kaçta yapılacağı ifade edilirken, cümle içerisinde saatlerin önüne at edatı getirilir.

We are going to have a party at four o’clock.

  • Saatler ifade edilirken, gece 12’den öğle 12’ye kadar geçen zamandaki saatler için a.m. ifadesi, öğleden sonra ve akşam saatleri için p.m. ifadesi kullanılır.

We are going to have a party at four p.m. (16:00)
We’re going to have breakfast at seven a.m. (07:00)

  • İngilizcede günler:

Monday (Pazartesi), Tuesday (Salı), Wednesday (Çarşamba), Thursday (Perşembe), Friday (Cuma), Saturday (Cumartesi), Sunday (Pazar)

  • İngilizcede günler cümle içerisinde zaman zarfı olarak kullanıldığında günlerin önüne on edatı getirilir.

We are going to have a party on Saturday.
I’m going to visit my brother on Friday.
We have an exam on 25th November.

  • İngilizcede zaman bildiren şu ifadelerin önüne herhangi bir edat getirilmez: today (bugün), tonight (bu gece), tomorrow (yarın), now (şimdi), this weekend (bu haftasonu) gibi…

We are going to have a party tomorrow.

  • Aylar, yıllar ve mevsimlerden cümle içerisinde zarf olarak kullanıldığında in edatı kullanılır.

In June 2016, we will graduate from the secondary school.

8. SINIF 1. ÜNİTE KELİME LİSTESİ

Accept: Kabul etmek
Refuse: Reddetmek
Apologize: Özür dilemek

LESSON 1:

Have a party: Parti vermek
Drink something at a cafe: Kafede bir şey içmek
Go for walks: Yürüyüşe çıkmak
Play sports: Spor yapmak
Go to the movies: Sinemaya gitmek
Study together: Birlikte ders çalışmak
Go to the concert: Konsere gitmek
Eat out: Dışarıya (restoran) yemeğe çıkmak
Go to the shopping mall: Alışveriş merkezi
Play computer games: Bilgisayar oyunu oynamak
Watch movies at home: Evde film izlemek
Sit and chit-chat: Oturup sohbet etmek

LESSON 2:

Call: Aramak, çağırmak
Busy: Meşgul, yoğun
Not at all: Asla, katiyen, hiç değil, bir şey değil.
Come over: Uğramak, ziyaret etmek
What type of…? : Ne tür…?
Comedies: Komedi filmler
Romances: Romantik filmler
Sci-fi movies: Bilim kurgu filmler
Thrillers: Gerilim filmleri

LESSON 3:

Excuse: Mazeret, bahane, özür
Feel well: İyi hissetmek
Stay home: Evde kalmak
Wash hair: Saç yıkamak
Go out: Dışarı gitmek
Invitation: Davet, davetiye
Soccer: Futbol, ayaktopu
Meet friends: Arkadaşlarla görüşmek
Visit relatives: Akrabaları ziyaret etmek
Study for an exam: Sınav için çalışmak
Go shopping: Alışverişe gitmek
Go out of city: Şehir dışına çıkmak

LESSON 4

Barbecue: Izgara, mangal, barbekü
Picnic: Piknik
Soccer match: Futbol maçı
Birthday party: Doğum günü partisi
Tennis match: Tenis maçı
Bicycle race: Bisiklet yarışı
Tournament: Turnuva
Nature walking: Doğa yürüyüşü
Join: Katılmak
Decide: Karar vermek
Invite: Davet etmek
Be ready: Hazır olmak
Conversation: Konuşma
Give an excuse: Mazeret sunmak
Sender: Gönderici
Find: Bulmak
Get off: İnmek (Otobüs/tren vb)
Have fun: Eğlenmek
Imagine: Hayal etmek
Reply: Cevaplamak
State: Belirtmek
Attend: Katılmak, gitmek, devam etmek

LESSON 5:

Walk: Yürümek
Have a picnic: Piknik yapmak
Bring: Getirmek
Organize: Düzenlemek
Competition: Yarışma
Join: Katılmak
Date: Tarih
Request: Rica
Event: Olay
Place: Yer

LESSON 6:

Have something in common with someone: Biri ile ortak noktası olmak
Back someone up: Birini desteklemek
Count on someone: Birine güvenmek
Get on well with someone: Biriyle iyi geçinmek
Have the same interests: Aynı ilgi alanlarına sahip olmak
Buddy, Friend: Arkadaş
Stranger: Yabancı
Share: Paylaşmak
Argue: Tartışmak
Cookies: Kurabiye
Choice: Seçenek

Bu yazı 1673 kere okundu.
  • Site Yorum

Bir yorum bırak

SPONSORLU BAĞLANTILAR